|
Butik otel, apart otel, pansiyon ve motel rehberiniz
destek@neredekal.com |

Datça, Muğla'nın güneybatısında; Gökova ve Hisarönü körfezleri arasından Ege Denizi'ne uzanan bir yarımada. Üstelik bozulmamış, kirletilmemiş bir güzel ilçemiz. Datça dediniz mi, herkes Marmaris’ten sonra yolun çok kötü olduğundan bahsedecektir size, aldırmayın. Nefis manzaralı yol virajlı ama hiç de abartıldığı gibi değil. Ayrıca bir kez gördükten sonra ‘ucu Datça’ya varıyorsa her yoldan giderim’ diyeceğinize eminim.
Datça’ya vardığınızda kendinizi öyle iyi hissedeceksiniz ki oradan ayrılmak istemeyeceksiniz. Taş evlerin begonvillerle süslendiği sokaklar, güleryüzlü insanlar, mis gibi kekik kokusu sizi sarıp sarmalayacak. Yunan mitolojisinde, "olağanüstü nitelikler taşıyan ülke" denirmiş buraya. Hatta tarihçi Strabon, "Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse, Datça yarımadasına bırakır" demiş.
Knidos Antik Kenti’ne uğramadan olmaz
Datça’nın tarihi çok eskiye dayanıyor. Datça yarımadasındaki buluntular M.Ö. 2000’lere kadar uzanıyor. Bilinen ilk yerli halk Karyalılar ve en parlak yıllar Dorlar döneminde yaşanıyor. Datça ilçe merkezinin 1.5 km kuzeydoğusundaki Burgaz mevkiinde Dor uygarlığının merkezi olan Knidos’u kurarlar.
Bugün Antik Knidos kentinde birçok kalıntı bulunuyor. Ünlü matematikçi ve filozof Eudoxus, en iyi yontulmuş Çıplak Afrodit Heykeli’ni yapan Heykeltıraş Praxiteles, Skopas, Bryaxis, Mısır’daki Alexandria Feneri’nin mimarı Sostrates, Knidos yaşamış. Afrodit heykelinin kaidesi, 8.000 kişilik tiyatro, güneş saati, Demeter Mabedi, 80 bin kişinin yaşadığı Knidos Antik Kenti’nde yer alan kalıntılar.
Üzerinde bitkilerin, otların kokuları dolaşan Datça yarımadası, Bozburun yarımadası ile birlikte, 1999 yılında WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından acil olarak korunması gereken 100 yeryüzü noktasından biri olarak belirlenmiş. Kendine özgü coğrafyası, bozulmamış kıyıları, kumulları, zengin denizaltı yaşamı, bitkileri ve yaban hayatı ile Datça Yarımadası, gerçekten olağanüstü.
Üç ‘B’: Badem, bal, balık
Datça üç ‘B’ ile, badem, bal ve balık ile anılıyor: Bal, balık ve badem.
Türkiye’nin en lezzetli bademini yaratan ağaçlar şubat ayında Datça’yı beyaz çiçekleriyle süslüyor. Datça’nın kekiği ise mis kokusuyla insanı adeta sarhoş ediyor. Ve tabii kekik balı... Nefis tadıyla şifa dağıtıyor. Datça’da her yerden fışkıran çiçekler, insanın içini yaşama sevinciyle dolduruyor. Papatyalar, gelincikler ve orkideler... Türkiye’deki 154 tür yabani orkidenin bir bölümü Datça yarımadasında yetişiyor. Renkleri ve gösterişli biçimleriyle orkideler, çiçek dünyasının kraliçeleri. Datça topraklarında büyüyen Serapias orientalis ve Serapias bergonii, sahlep ve dondurma yapanların tahribatıyla hızla azalıyor.
Dallampa, menengeç, tilki
Datça mucize bitkileri, yörenin mutfağında da yerini alıyor. Papatya sapıyla yapılan ‘dallampa’, bir tür ot olan ‘menengeç’, üzeri kekikli kurutulmuş domates, ‘tilki’ diye bilinen yabani kuşkonmaz, peynirden yapılan kopanisti ve deniz börülcesi, kabak çiçeği dolması ve keşkek Datça’ya giderseniz mutlaka tatmanız gereken yemekler. Datça’da çay alışkanlığınızı da değiştireceksiniz. Kaynamış suya hemen bahçeden kopardığınız narpız, adaçayı, garağan, sepsuyu, ısırgan, elmascık otlarından birini daldırın. Sonra alın fincanınızı elinize, Datça manzarasnı seyre dalın. İşte o zaman Can Yücel’in neden Datça’yı bu kadar sevdiğini anlayacaksınız. Belki de aklınızdan şu dizeleri geçecek Can Baba’nın: “Beni kuzum Datça'ya gömün / Geçin Ankara'yı, İstanbul'u / Oralar ağzına kadar dolu / Alabildiğine de pahalı"
Nasıl gidilir?
Bodrum'a uçak var. Mayıs-ekim arası Bodrum-Datça feribot seferleri başlıyor. Deniz yolculuğu 1,5 saat sürüyor. Günde üç sefer yapılıyor.
Özel araçla gidiyorsanız; İzmir'e 350 km. İstanbul-Datça arası ise 960 km. Marmaris yolundan gidiliyor. Marmaris’ten Datça’ya minibüsler var.
İstanbul, Ankara, Bursa ve İzmir'den direkt otobüs seferleri yapılıyor.
| Tesis Adı | Lokasyon | Tesis Türü | |||||